a
HomeYAZARLARTarım Sektörünün İhmali Hayat Pahalılığı ve Yoksulluğu Hızlandırır

Tarım Sektörünün İhmali Hayat Pahalılığı ve Yoksulluğu Hızlandırır

Tarım Sektörünün İhmali Hayat Pahalılığı ve Yoksulluğu Hızlandırır

Otuzsekiz yıllık (1968-2006) dönemde tarımdaki ortalama yıllık büyüme hızının her türlü hükümet ve iklim koşullarına karşın sadece % 1 civarında kalması bu sektörün ne kadar ihmal edildiğinin bir kanıtıdır

2008 yılının bitimine az bir süre kala, gündemi meşgul eden temel iktisadi konuların 2009 yılında da devam edeceği bugünden görülmektedir. Sırasıyla, ekonominin gündemine oturan cari açık, artan enflasyon, işsizlik, düşük büyüme, enerji, kur politikaları gibi konular hükümetin, siyasetçilerin, iş dünyasının ve ekonomi yazarlarının günlük tartışma konusu olmaya devam etmektedir. Buna rağmen, ekonomik konulardan ziyade siyasi gerilim, AKP´nin kapatılma davası, 2008 yılına damgasını vurmuştur. Bütün bu gelişmeler, ülkemizde toplumun geniş bir kısmını ilgilendiren ve sosyal boyutu da olan temel bir konunun önüne geçmiştir: artan hayat pahalılığı ve yoksulluk.

2007 yılında % 4 olarak hedeflenen enflasyon, yıl sonunda %8.7 olarak gerçekleşmiştir. 2008´de ise yıllık enflasyon oranı yıllık % 10´nun üzerinde beklenmektedir. Resmi rakamlara göre belirlenen enflasyonun, yoksul ve geçim sıkıntısı içinde bulunan kesime daha yüksek bir oranda yansıdığı halkımız tarafından görülmektedir. Ülkemizde çalışanların % 60´ına yakın bir kesiminin asgari ücretle ( Net 457 YTL) yaşamını sürdürdüğünü göz önüne alırsak, hayat pahalılığı ve yoksulluk gündemin önemli bir konusu olarak ortaya çıkmaktadır.

Her ne kadar dünya piyasalarında yaşanan ekonomik gelişmeler (likidite krizi, ekonomilerin küçülmesi, enerji fiyatlarındaki artış, v.b.) doğrudan her kesimi etkilese de, bazı konulardaki çözümler kendi elimizdedir. Özellikle, yoksul ve dar gelirliyi etkileyen tarım sektöründeki olumsuz gelişmeler hızlı bir şekilde masaya yatırılmalıdır.

Türkiye, son yıllara kadar, dünyada kendi kendini besleyen ender bir ülke olarak gösterilirken, bu konuda da dışarıya bağımlı bir konuma gelmiştir. Pirinç, mısır, fasulye ve hatta buğday gibi temel gıda maddelerinde ithalatçı konumuna düşmüştür. Bu gelişme, dünyadaki tarımsal ürünlerin fiyatlarının artmasıyla halkımızın mağdur olmasına yol açmıştır. Bu konuma gelişimizdeki aşağıda belirtilen temel faktörler önemli rol oynamıştır:

a) Ulusal tarım politikasındaki belirsizlik,
b) Tarımdaki işgücünün sanayi bölgelerine göçü,
c) Tarım alanlarının küçülmesi, verimliliğin düşmesi,
d) Yanlış sulama yöntemleri ve artan kuraklık.

Geleneksel olarak ülkemizdeki var olan tarım gücü, dargelirli ve yoksul kitlelerin geçimi için kurtarıcı olmuştur. Son yıllara kadar, tarım ve gıda sektöründeki makul fiyat artışları halkın alım gücünü aşırı olumsuz etkilememiştir. Fakat, ülke ekonomisi küresel piyasalarla bütünleşirken, bu fiyat artışları tarım sektörünü de olumsuz olarak etkilemiştir. Hükümetin belirgin bir sektöre ait stratejik plan eksikliği, artan enerji ve diğer girdi fiyatlarıyla, tarım sektöründe üretim darboğazlarına ve ciddi fiyat artışlarına yol açmıştır. Yoksul ve dargelirlinin bütçesinin önemli bir kısmı günlük gıda (Ekmek, süt, peynir) harcamalarına gitmektedir. Bu gerçek ve tarım sektöründe yaşanan olumsuz gelişmeler, bu kesimin yaşamlarını zorlaştıracak daha da vahimi bugünden düşünmediğimiz sosyal problemlere yol açacaktır.

Tanrının nimetlerinin kıymetini bilmenin öğrenildiği Ramazan ayının başladığı bu günlerde, bu nimetlerin tümünü içeren tarım sektörünün hatırlanmasında yarar var. Bu sektöre ilişkin temel reformlar biran önce yapılmalıdır. Otuz sekiz yıllık (1968-2006) dönemde tarımdaki ortalama yıllık büyüme hızının hertürlü hükümet ve iklim koşullarına karşın sadece % 1 civarında kalması bu sektörün ne kadar ihmal edildiğinin bir kanıtıdır.

Paylaş :
Bu Makaleye Puan Verin
Yorum Yok

Üzgünüz, yorum formu şu anda kapalıdır.