a
HomeSÖYLEŞİLEROrhan Aydın: “Ostim tam anlamıyla bir KOBİ şehri”

Orhan Aydın: “Ostim tam anlamıyla bir KOBİ şehri”

Orhan Aydın: “Ostim tam anlamıyla bir KOBİ şehri”

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Makine mühendisiyim ve 1952 yılında doğdum.. 1980´den sonra Ostim yönetiminde yer alarak bu bölgede faaliyet gösteren firmalara değer katmaya çalışıyorum. Otomotiv sektöründe faaliyet gösteren kendi işyerim olsa da daha çok Ostim´e ait projeleri yürütmeye çalışıyorum.

Ostim´in sahip olduğu değerleri nasıl tanımlıyorsunuz?

Bölgemiz sosyal donatı alanı yönünden zengin kurum ve kuruluşlara sahiptir. Bölgemizde ticaret, iş merkezleri, finans kuruluşları, sağlık alanları, spor alanları, ilkokul, mesleki eğitim okulu, yüksek okul, teknokent, medya kuruluşları, tv ve radyo istasyonları ve konut bölgeleriyle tam anlamıyla bir KOBİ şehri diyebiliriz.

Ostim ve Üniversiteler ile iş birliği içinde ayrı ayrı projeleriniz var. Bunlar çeşitli yerlerde de ses getiriyor. Bunlarla ilgili kısa bir bilgi verebilir misiniz?

Özellikle son iki yıldan beri üniversite sanayi iş birliğine yoğun bir biçimde odaklandık. Amacımız ise bölgemizi rekabette daha güçlü ve katma değeri yüksek ürünler üretmekti. Konu üzerine araştırma yapmak üzere de üniversitelerle daha yakın bir iş birliği içinde olma gereksinimi gündeme geldi.

Yaptığımız araştırmalar sonucu, savunma sanayi, enerji, iş ve inşaat makineleri ve son olarak da sağlık sektörü olmak üzere bu 4 ana başlığı uygun gördük. Amaçlarımız ve beklentilerimiz doğrultusunda her bir başlığı bir ya da daha çok sayıda üniversite ile ilişkilendirdik. Enerji konusunda Enerji Bakanlığı, sivil toplum örgütleri ve bir kaç üniversite ile iş birliği yapıyoruz. İş ve inşaat makineleri konusunda Çankaya Üniversitesi ile bir iş birliğimiz var.

Sağlık sektörü konusunda ise Fatih Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi ile çalışma yürütüyoruz. Üniversitelerin sahip oldukları bilgi birikimlerini ve ürettikleri teknolojileri biliyor ve görüyoruz ancak bu olanakların sanayiye ve gerçek hayata yansımasında eksiklikler olduğu, boşluklar olduğunu da görüyor ve biliyoruz. Üniversitelerle yaptığımız iş birliği ile bu birikimlerin doğrudan sanayiye yansıtılması ve bu olanaklardan yararlanılması konusunda adım atmış oluyoruz ve hem de üniversitelerle sanayi arasında köprü kurmuş oluyoruz.. Böylece üniversitelere de katkı sağlamış oluyoruz.

Bu bağlamda oluşturmaya çalıştığımız sistem, daha çok üretmek, daha çok satmak, bölgeyi daha çok kalkındırmak için herkesi oyuna davet ediyor, görev biçiyor ve herkesi daha etkin bir biçimde rol almaya çağırıyor. 2009 yılı içinde sadece üniversitelerle de sınırlı kalmayıp, araştırma kurumları, kamu kurumları yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri gibi reel hayatın tüm aktörlerinin de daha etkin rol almasını amaçlıyoruz.

Böylece, üretimi artırabileceğimizi, üretim kalitesini daha yukarılara taşıyabileceğimizi, uluslar arası rekabetlerde daha güçlü olabileceğimize inanıyoruz. Bu projelerimizi krizden önce oluşturmuş olsak da kriz dönemlerinde dirençli olabilmenin de önemli oluduğunu görüyoruz. Önemsediğimiz bu çalışmalarımızı ve bu çalışmalardan edindiğimiz bilgi ve deneyimlerimizi de çevremizle ve benzer kuruluşlarla paylaşıyoruz. Bunun sadece bölgesel bir sorun olmadığını, tüm ülkeyi ilgilendiren ulusal bir sorun olduğunun da bilincindeyiz. Bu çalışmalardan herkes için olumlu sonuçlar çıkacağını umuyoruz.

Dünya daki yaşanan küresel daralmayı biraz daha hafifletmek için kriz kelimesi çok daha fazla kullanılıyor ve bunun psikolojik etkisini çok ciddi anlamda yaşıyoruz. Çünkü şu anda piyasada ciddi bir nakit sıkışıklığı var. Olan da ödemiyor olmayan da zaten anlaşılmıyor. Kimde var kimde yok kim gerçek anlamda sıkıntıda burada sanayi ciddi anlamda etkilendi. Sanayicilere çeşitli destekler geliyor Cansuyu adı altında bir destek paketi çıktı sanayiye tavsiyeniz nedir bunu nasıl değerlendiriyorsunuz ve sanayici ne yapmalı?

Sanayici ne yapmalı sorusuna yanıt bulmak çok da kolay değil aslında. Bu sorulara yanıt vermek yerine, sanayiciye, geleceğe ilişkin yeni ufuklar, yeni alanlar, yeni sektörler açmaya onları tanıtmaya çalışıyoruz. Kriz yönetimine ilişkin bilgilendirme ve eğitimler veriyoruz ancak sanayici ne yapmalı sorusuna doğrudan bir yanıt vermek ne yazık ki çok zor ve tek başına bizim de çözebileceğimiz sorunlar değil. Burada yöneticilere de büyük işler düşüyor.

Devlet işletmelerinin bir şeyler yapması gerektiği yönünde bir beklenti sözkonusu olsa da bu yönde atılmış bir adım verilmiş bir yanıt yok ne yazık ki. Dolayısıyla da bu durumun psikolojik uzantıları oldu, insanlar gerildiler, geleceğe ilişkin kaygılar yükseldi bu durum da krizin şiddetini artırmış oldu. Gerçekte krizi çözecek olan da, bizi harekete geçirecek olan da yine biziz. Üretimde yer alan insanlar da tüketimde yer alan insanlar da aslında aynı insanlar.

Paylaş :
Bu Makaleye Puan Verin
Yorum Yok

Üzgünüz, yorum formu şu anda kapalıdır.