a
HomeSEKTÖRLEROrganize Perakendecilik

Organize Perakendecilik

Organize Perakendecilik

ORGANİZE ve GELENEKSEL PERAKENDECİLİK KARŞILAŞTIRMASI

Mevcut potansiyel organize perakendeciliğin önümüzdeki yıllarda Türkiye ekonomisinin yükselen değeri olacağını gösteriyor. Türkiye´den açılacak perakendecilik markaları dünya ülkelerindeki tüketiciler için de bir alternatif olacak.

Türkiye´de perakende sektörüne yönelik ilk adımlar Kapalıçarşı´nın kuruluşu ile atılmıştır. 1960´lı yıllarda devlet desteği ile açılan mağazalar bugünkü organize perakendeciliğin temelini atmıştır ancak söz konusu olan açılım yıllarca kendini geleneksel ticaret kalıpları içerisinde göstermiştir. 1980´li yıllarda ekonomide devletin dominasyonunu kademeli olarak ortadan kaldıran serbest piyasa ekonomisine, bir diğer anlatımla liberal ekonomiye geçiş sektöre ivme kazandırmıştır. Özel sektörün yatırım alanlarının genişlemesi ile perakende sektörü uluslararası standartlara yönelmiştir. 90´lı yıllarla birlikte ise sektör -özellikle alışveriş merkezlerinin açılmasıyla- yabancı yatırımcıların dikkatini çekmeye başlamıştır. Ancak sektördeki asıl dönüşüm 2000 yılından sonra yaşanmış, 2005 yılı milat olarak tanımlanmaya başlamıştır.

Kapali_Carsi_optTürkiye ekonomisinin büyümesinde oldukça büyük bir paya sahip olan perakende sektörü, bugün tahmin edilenin çok daha üzerinde bir pazar payına sahiptir. Mevcut potansiyel göz önüne alındığında piyasanın henüz doygunluğa ulaşmadığı ve sektörün önümüzdeki yıllarda çok daha büyüyeceği açıktır. Ülkemizde perakendecilik iki ayaklı bir yapı sergilemekte; geleneksel perakendecilik ve organize perakendecilik. Bu iki ayaklı yapı birarada devam etmekte. Yerel perakendeciler daha geleneksel bir yapı ile faaliyet gösterirken ulusal ölçekte hizmet veren işletmeler organize perakendeciliğe entegre olmuşlardır. Kuşkusuz burada yerel motifler ve kültürel öğeler oldukça önemli ancak dünya pazarına girmeyi hedefleyen işletmelerin önündeki tek seçenek organize perakendecilik.

Globalleşmenin etki alanında olan sektör, zaman-mekan sıkışmasına uzanan teknolojik gelişmeler ile organizasyon yapısını değiştirmek zorunda kalmıştır ve bu zorunluluk verimliliği önemli ölçüde arttırmıştır. Bu değişimi tetikleyen faktöre baktığımızda karşımıza yine tüketici ve onun talepleri çıkıyor. Esnek bir hat çizen tüketici tercihleri tüm sektörlerde olduğu gibi ve hatta tüm sektörlerden daha çok perakende sektöründeki eğilimlere yön vermiştir. Son yıllarda yaşanan dalgalanma ve eğilimlere baktığımızda bu durumun önümüzdeki yıllarda da bu şekilde seyredeceğini söyleyebiliriz.

2001 yılına dönersek ülke ekonomisini sarsan krizin perakende sektörünü de yeniden yapılanmaya ittiğini görürüz. Kapalı bir model yerine işletmeler daha açık ve modern bir organizasyon yapısı üzerinde çalışmışlardır. Çok uluslu yatırımlar, yabancı sermaye ile gerçekleştirilen ortaklıklar sektörü yeniden canlandırmıştır. 2003 yılında Türkiye´ye 1.752, 2004 yılında 2.883, 2005 yılında 9.801, 2006 yılında 20.165 milyon Amerikan doları yabancı sermaye girişi olmuştur. Nüfusu baz alacak olursak sektörün nüfusun 2000 yılında % 64,7´sine, 2003 yılında % 65,2´sine, 2004 yılında % 65,5´ine sahip olduğu ortaya çıkmaktadır ki bu rakamlar katlanarak artmakta.

Günümüzde, enerji, eğitim ve sağlıktan sonra Türkiye´nin dördüncü büyük sektörü olarak perakende sektörü gösteriliyor. Bunun yanı sıra verilere göre Türkiye´deki perakende sektörünün % 53´ünü geleneksel perakende ve % 47´sini ise organize perakende oluşturuyor. Her ne kadar yapı iki ayaklı olsa da ortada organize perakendecilerin takip ettiği, % 53 ile ifade edilen büyük bir pazar var. Bu hem ulusal yatırımcı için hem de yabancı sermaye için yeni bir yatırım kanalı anlamına geliyor. 2010 yılına dair yapılan tahminlerde organize perakendenin pazar payını geleneksel perakende karşısında % 51´e taşıyacağı ifade ediliyor. Bu, organize perakendenin 199 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşması demek.

Organize perakendecilik büyürken başka alanlara da büyüme olanağı sağlıyor. Sadece üreticiler ve perakendeciler değil, ambalajlama, nakliye, depolama, güvenlik, eğitim, bilgi işlem, mağaza tasarım ve altyapı hizmetleri de bu büyümenin içine dahil oluyorlar.

Burada kısaca organize perakendecilik ve geleneksel perakendeyi bir arada değerlendirecek olursak ilk olarak tüketiciye sağladıkları şartları karşılaştırmamız gerekir. Geleneksel perakendecilerin uzmanlaşmaya önem vermemeleri nedeni ile ortaya fiyat farkı çıkıyor. Verimlilik ve ölçek ekonomisi nedeni ile tüketici, geleneksel perakendecinin sunduğu ürünü organize perakendeciden % 20-30 daha ucuza satın alabiliyor. Dolayısı ile geleneksel perakendeci satışta karşısına çıkan bu dezavantajı ortadan kaldırabilmek ve ayakta kalabilmek için kayıtdışı enstrümanlara başvuruyor. Organize perakendeciler ise kayıtdışı çalışan kesimleri kayıt içine almaya zorlayan bir yapıdır. Ortaya çıkan bu durum kurumlar üzerindeki iş yükünü azaltırken ekonominin kayıt altına alınması ile kayıpların önünü kesmektedir.

Organize perakendecilerin verimlilik oranlarına bakacak olursak geleneksel perakendecilere oranla 3,5 kat daha fazla bir verimlilik sağlandığını görürüz. Katma değer sağlayan perakende sektöründe sağlanan bu verimlilik diğer alanlara da dinamizm kazandırmaktadır. Üreticiler ürün kalitelerini arttırmaya ve yaşanan fiyat rekabetinin dışında kalmamaya çalışmaktalar. İşletmeler ayakta kalabilmek için maliyetlerini düşürecek daha planlı, hızlı ve istikrarlı üretim politikaları geliştirmekteler. Tüm bunlar sadece ulusal düzeyde değil uluslararası arenada da rekabet edebilirlik ve hatta rekabet üstünlüğü sağlayabilmektedir. Organize perakendecilik ülke ekonomisi için bir anlamda standardizasyon getiren itici bir güç olmuştur. Kuşkusuz bu gelişmeler rekabeti de arttıracaktır fakat tüketici temelinde işleyen bu mekanizma onun tercihlerini yorumlayabildiği ve cevap verebildiği ölçüde işleyecektir. Bunun ön koşullarından biri de tüketici lehine sonuçlar ortaya koyabilmektir.

Organize perakendecilerin sağladığı bir başka avantaj da yenilikçi, hijyenik, hesaplı ve güvenli satış sunmalarıdır. Bu şekilde artan alternatifler tüketiciye seçim şansı tanırken şeffaflığı da beraberinde getiriyor. Bununla beraber organize perakendeciler binlerce kişiye istihdam yaratmaktalar. Hem sosyalleşme hem de iş sahibi olma imkanı tanıyan sektör sağladığı eğitimlerle de kariyer olanağı sunmakta. Bu sayede sektörde sirkülasyon sağlanmakta.

Tüm çevreler gün geçtikçe aynı görüş üzerinde birleşmekteler; perakende sektörü Türkiye ekonomisinin geleceğini şekillendirecek. Bunun en büyük göstergesi de yabancı yatırımcının her gün artan ilgisi ve ülkemizdeki yatırımları. Ancak enformasyon zamanını yaşayan global dünyada, işletmelerimiz geleneksel perakendeden vazgeçerek modern organize perakendeciliği daha etkin ve yaygın uygulamalıdır. Bununla da yetinmeyip kendi perakendecilik markalarımızı yaratmanın yolarını açmalıyız. Dünya ölçeğinde yaşanan rekabetten dışlanmamanın kuralları bunlar ve bizler bu kuralları kendi unsurlarımızla birleştirip şekillendirerek pazar payımızı arttırabiliriz. Tüketici alışkanlıklarında yaşanan değişimleri yakından takip ederek hatta tüketici eğilimlerine belki de yön vererek devam edebiliriz. Organizasyon yapımızda gerçekleştireceğimiz değişiklikler önümüzü daha kolay görmemizi sağlayacaktır.

Mevcut potansiyel organize perakendeciliğin önümüzdeki yıllarda Türkiye ekonomisinin yükselen değeri olacağını açıkça ortaya koyuyor. Türkiye´den açılacak perakendecilik markaları dünya ülkelerindeki tüketiciler için de bir alternatif olacaktır. Henüz pazar doygunluğa ulaşmamışken bu önemli avantajı değerlendirmemiz gerekiyor. Bunun araçlarını ise gelişen teknoloji sağlıyor. Bilişimin ortaya koyduğu önemli getiriler var ve e-ticaret bir başka iletişim ve ticaret kanalı olarak sektöre artı değer sağlıyor.

Paylaş :
Bu Makaleye Puan Verin
Yorum Yok

Üzgünüz, yorum formu şu anda kapalıdır.