a
HomeŞEHİRLERKralının şehri: Bangkok

Kralının şehri: Bangkok

Kralının şehri: Bangkok

Öyle sevilen bir Kralı var ki Tayland´ın, sinemalarda her seansta film başlamadan önce izleyici onun için saygı duruşunda bulunuyor.

bangkok_3Sinema salonunda yirmi kişi kadarız. Herkes koltuklarına iyice yayılmış film öncesi reklamların bitmesini beklerken perdeye kuraklıktan toprağı parça parça olmuş bir arazi görüntüsü geliyor. Demek burada da insanları küresel ısınmaya karşı bu şekilde bilinçlendiriyorlar, diye düşünürken aniden bütün seyirciler ayağa fırlıyor. Bu sefer de, filmde aksaklık oldu, salon mu değiştiriyoruz acaba diye şaşkınlıkla etrafa bakınırken insanların dışarı çıkmadığının fakat hazır ol pozisyonunda donup kaldığının ayırtına varıyorum. Bu arada ekranda yağan yağmurların çatlak toprakları beslediğini, bununla birlikte 1946´dan beri tahtta olan Tayland Kralı Bhumibol Adulyadej´in görüntüleri ve milli marş eşliğinde toprakların yeşerdiğini, yeşilliklerin artarak ormanlara dönüştüğünü görüyoruz. En sonunda yağmur dinip gökkuşağı çıktığında Kral´ın başının etrafı güneş ışınlarıyla harelenip gökyüzünden sarı ışıklar saçmaya başlıyor. Ülkenin üzerine bir güneş gibi doğan Kral için yapılan saygı duruşu milli marşın sona ermesiyle bitiyor. Bu küçük törene bizzat tanıklık etmiş olmama rağmen bunun sinemalarda her gün ve her seans tekrarlanıyor olması bana hala gerçek dışı ve inanılmaz geliyor.

Bangkok´a gitmeyi düşünüyorsanız yüksek sezonun kasım ayında başladığını ve mayısa kadar devam ettiğini belirteyim. Kelime anlamı olarak “melekler şehri” manasına gelen Bangkok´ta sıcaklık yıl boyunca 22 ila 32 derece arasında seyrediyor. Tabi küresel ısınmayla bunun biraz daha artacağını düşünebiliriz. Türkiye´de yağmurlu, karlı soğuk günler geçirirken Bangkok´ta ısınmanın hoş bir seçenek olacağını düşünüyorum.

Şehrin gözle görünür sorunlarından biri trafik. Şehir içinde taksiyle bir yere gitmeye çalışmak, zaman kaybını göze almak anlamına geliyor. Ancak havaalanına gidiş için en uygunu taksi, çünkü şehir trafiğine girmiyor.

Trafiğe alternatif çözüm olarak ortaya çıkan “Sky Train” diye adlandırdıkları, caddenin üstünden köprü gibi, kimi zaman iki katlı olarak geçen, asla şehrin yol ve caddeleriyle birleşmeyip hep yukarıdan giden bir tren hattı var. Otelinizi bir Sky Train istasyonuna yakın şekilde ayarlarsanız ulaşım sorununu büyük ölçüde çözmüş olursunuz.bangkok_5

Sokakların ticari araçlar için alışılmadık bir renk olan pembe taksilerle dolu olması insanı “ne kadar sevimli” diye düşündürüyor, ama taksilere binmeye kalktığınızda durum o kadar da sevimli olmayabiliyor. Binmeden önce pazarlık yapmanızı ve gideceğiniz yerin adresini Tay dilinde yazılı olarak şoföre göstermek için hazır bulundurmanızı tavsiye ederim. Mısır hiyerologliflerini bile basit anlamda çözüp kısa cümleler yazacak hale gelebilirsiniz, ama Tay alfabesi için bundan söz etmek mümkün değil. Onlar da bunu biliyor olsa gerek, şehirde yabancıların hayatını kolaylaştırmak için bol miktarda İngilizce tabela koymuşlar. Kafe, restoran, mağaza ve dükkânlarda genel olarak herkes İngilizce biliyor. Sorun, sizin onların konuştuğu İngilizceyi anlayabilmenizde. Kendi dillerinin melodisi yabancı dil konuşurken baskın gelip bazı kelimelerdeki “s” sesini düşürüyorlar. Mesela buzsuz kola istediğinizde “coke, no i” demeniz gerekiyor.

Taksi gibi çalışan üçtekerli küçük araçlar var. Bunlara “tuk tuk” diyorlar, ismini egzozunun çıkardığı sesten almış olsa gerek.

Tuk tukların Hindistan, Nepal ve Endonezya´da da yaygın olarak kullanıldığını görmüştüm. Üstelik oradakiler çoğunlukla bisiklet şeklinde, yani motorsuz ve insan gücüyle çalışıyor. Camsız, kapısız aracın içinde nemli havayı soluyarak şehirde dolaşabilirsiniz. Şoföre gitmek istediğiniz yeri anlatabilseniz bile direkt olarak o noktaya gidebilmeniz mümkün olmayabiliyor. Nedense bütün tuk tukçular bizi önce alışverişe bir terziye, sonra gitmek istediğimiz yere götürmek istiyorlar. Hatta aralarından bizi terziye götürdüğü için, anlaştığımız yol parasını almak istemeyen bile çıkıyor. Türkiye´de pek yaygın olmayan bir sistem olmasına rağmen Asya´da ısmarlama terzi dükkânlarını adım başı görüyorsunuz. Gitmek istemiyorum, diye ne kadar diretseniz de daha çok inat eden kazanıyor. Şoför, “oraya müşteri götürürsem benzin kuponu verecekler, zaten bir şey almayın on dakika bakıp çıkın” deyince her defasında içimizde acıma ve yardım duyguları uyanıp kabul ediyoruz. Terzi dükkânından içeri girince alışveriş yapıyormuş gibi görünenlerin yalnız biz olmadığımızı, başka turistlerin de aynı tuzağa düşüp deyim yerindeyse canla başla rol kestiklerini görüyoruz. Tabii buna karşılık tezgâhtarların hepsinin yüzünde bıkkın bir ifade dolaşıyor. Terzilerden daha yoğun olarak gördüğümüz yerler masaj salonları oluyor. Özellikle ayak masajının çok yaygın olmasına karşın, ayak insan vücudunun en alt kısmında olduğu için en kötü yeri olarak düşünülüyor. Bu yüzden, gerçi bizde de öyledir, otururken birine karşı ayak uzatmak çok ayıp sayılıyor, tapınaklarda Buda´ya karşı olursa affedilmez bir hata olarak addediliyor. Bununla birlikte, baş insan vücudunun en kutsal bölgesi sayılıyor ve çocuklar kesinlikle başı okşanarak sevilmiyor. Hangi yaşta olursa olsun bir Taylandlı´nın bu kutsal bölgesine dokunmak ağır bir hakaret sayılıyor.

bangkok_5Gece başladığında bir kere de olsa yolunuzu Patpong´a düşürmenizi tavsiye ederim. İki paralel sokaktan oluşan Patpong bölgesinde bar ve gece kulüpleri var. Buralarda pin pon topları, kola şişeleri kullanılarak hayal gücümüzü zorlayıcı cinsel içerikli şovlar, yapılıyor. Şovların heyecan verici ya da unutulmaz güzellikte kadınlar tarafından yapıldığını söyleyemeyeceğim. Fakat seyrettikten sonra “insan neler de yapabiliyormuş” demek için gece kulüplerinden herhangi birine dalmanızı tavsiye ederim. Böyle yerlerde tabii ki fiyatsız içki listesi tuzağıyla cüzdanınızdan alabildikleri kadar almaya çalışıyorlar, aman dikkat! Patpong şovlarını izlemediğiniz bir gecenin sabahında “floating market”, diğer bir değişle “yüzen pazar”a mutlaka gitmelisiniz. Zira oraya gitmek için sabah 6-6.30 civarında otelden alınıyorsunuz. Öğle saatinden sonra da pazarın civcivli zamanı geçmiş oluyor. Satıcılar nehrin iki yanına sıralanan dükkânlardan başka, kayıklarla da suda dolaşıyorlar. Kayıkların içinde dizili rengârenk egzotik meyveler, küçük hediyelik eşyalar ve çoğunluğu kadın olan pazar satıcıları fotoğraf meraklılarına sabah ışığıyla birlikte oldukça otantik kareler vaat ediyor.

Alternatif gidilecek yerler içinde Büyük Saray ve Wat Phra Kaeo (Zümrüt Buda Tapınağı), Mermer Tapınak, Şafak Tapınağı ve içinde altın Buda heykeli olan Traimit Tapınağı sayılabilir. Bunların yanı sıra yılan ve timsah çiftliği ile fillerle gezinti yapabileceğiniz parklar da var. Geziniz hafta sonuna denk gelirse Chatuchak Park´taki “Weekend Market”a uğrayabilirsiniz. Burada hediyelik eşyadan kıyafete evcil hayvandan antikalara kadar geniş bir yelpazede alışveriş imkânı söz konusu. İnsan tapınak, saray ve yılan, timsah, fil parklarını ziyaret ettiğinde Bangkok gibi büyük bir şehirde olduğunu unutabiliyor. Bu otantik gezilerden sonra akşamları alışveriş merkezlerinde dolaşmak, aynı günde iki tezat ortam yaşatıyor. Sükûnet içinde olması gereken tapınaklar artık şehrin orta yerine düştüğünden midir bilinmez, rahip arkadaşlarıyla nehir üstündeki bir restoranda dört kişilik masada safran rengi kıyafetleriyle yemek yiyen, çalıştığı tapınağın verandasında bir cigara tüttüren, elektronik mağazasından “printer”ını kucaklayarak çıkıp caddede araç bekleyen Budist rahipleri görünce eskilerin deyimiyle, hayrete hayretle payan veriyorum. Zira benim şimdiye kadar gördüğüm, hakkında okuduğum ve hayal ettiğim rahiplerin hiçbiri günlük hayatla biz faniler gibi böyle haşır neşir olmazdı.

bangkok_6Seyahat arkadaşlarınızın içinde çocuklarınız da varsa “Siam Paragon” isimli alışveriş merkezindeki devasa akvaryumda eğlenceli ve öğretici birkaç saat geçirebilirsiniz. “Siam Ocean World” adındaki akvaryumun en unutulmaz kısmı tüneli olsa gerek. Duvarlarında ve tavanında envai çeşit deniz canlısının dolaştığı bir tünel var. İçinden geçerken rüyalarımın içinden geçiyormuşum gibi hissediyorum. İnsanın evinde böyle bir tünel olsa ve yatağını da tünelin orta yerine kursa, su altında yaşarmış gibi… Türk vatandaşlarından vize istemeyen nadir ülkelerden olan Tayland, turizmle nefes alan bir yer olduğu için Bangkok´taki otel seçenekleri her bütçeye göre ve çok sayıda mevcut.

Paylaş :
Bu Makaleye Puan Verin
Yorum Yok

Üzgünüz, yorum formu şu anda kapalıdır.