a
HomeEKONOMİİslami finans konularındaki önemli gelişmeler

İslami finans konularındaki önemli gelişmeler

İslami finans konularındaki önemli gelişmeler

Petrol ve doğalgaz yoluyla Körfez´de oluşan likidite, ülkemizin kalkınmasına ihtiyaç duyulan sermaye için önemli bir kaynaktır. Düşünülmesi gereken konu, uygun finansal kaynakların nasıl ve hangi yöntemlerle ülkemizin kalkınması için sağlanmasıdır.

27-29 Mayıs 2008 tarihinde İslami Finans konularının önde gelen liderleri tarafından Çırağan Sarayı´nda düzenlenen toplantıda, ülkemizi de yakından ilgilendiren konularda önemli bir çalışma ve sunum gerçekleşmiştir. Son yıllarda petrol gelirleriyle körfez ülkelerinde oluşan likidite ve bu likiditenin İslami Finans sektörüne yansımalarını ve ele alınan diğer konuları şöyle özetleyebiliriz :

Toplantının ilk gününde yer alan konuşmalarda ve değişik panellerde İslami Finans´ın gelişimine, uygulamalarına ve beklentilerine yönelik çeşitli konular ele alınmıştır. Bu bağlamda, aşağıda belirtilen temel görüşler ön plana çıkmıştır:

-İslami Finans Kuruluşları 79 ülkede, 300´e yakın kuruluşla faaliyet göstermektedir,

– Bu kuruluşların aktif büyüklüğü 2007 sonu itibariyle USD 1 trilyona ulaşmıştır.

– Petrol ve doğalgaz gelirlerinden oluşan likiditenin sonucu olarak İslami kuruluşların önümüzdeki 10 yılın sonunda yaklaşık USD 4 trilyona ulaşan bir fonu yöneteceği beklenmektedir. – İslami finansal yatırım aracı Sukuk (Tahvil) ihracı 2007 sonu itibariyle USD 100 milyara ulaşmıştır. Bu finansal ürünün kullanımında, her yıl %30 seviyesinde artış beklenmektedir. Körfez ülkelerinde, gelecek 10 yıl için planlanan altyapı yatırım ihtiyacının (USD 1.8 trilyon) önemli bir kısmının Sukuk finansman yöntemiyle karşılanması öngörülmektedir.

– İslami Finans ürünlerinin özellikle gayrimenkul, altyapı ve yatırım finansmanı için uygun olduğu eksperler top tarafından vurgulanmıştır.

– İngiltere devletinin ihraç ettiği İslami esaslara dayalı borçlanmada sağlanan başarının ileride diğer ülkeler için bir örnek oluşturması beklenmektedir.

– Ülkemizde yaklaşık 25 yıldır faaliyet gösteren Özel Finans Kurumları (Katılım Bankaları) Türk bankacılık sisteminden sadece %5 civarında bir pay almaktadır. Bu kurumların, MENA bölgesinde (Ortadoğu ve Kuzey Afrika) oluşan likiditenin Türkiye´ye çekilmesinde daha aktif rol alması gerekliliği ortaya konmuştur.

İslami Kurumlar son 10 yılda uluslararası finans sektöründe önemli yer almaya başlamıştır. Katılımcıların da belirttiği gibi uluslararası sermaye ve para piyasalarında İslami Finans yöntemlerinin daha aktif yer alabilmesi için bazı yasal düzenlemelere ve gelişmelere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu doğrultuda, yaşanan sıkıntılar ve gerekli görünen yapılandırma, konuşmacılar tarafından dile getirilmiştir.

İslami Finans yöntemlerinin ve uygulamasının daha yaygın bir konuma getirilmesi için aşağıda belirtilen konuların bir an önce ele alınması katılımcılar tarafından vurgulanmıştır. Özetle;

– İslami Finans ürünlerinde likidite sağlanması için gerekli olan 2.nci el piyasasının oluşturulamaması,

– Risk yönetimine ilişkin ürünlerin eksikliği,

– Ülkeler ve bölgeler arası bir standartın olmaması,

– İslami ürünlere ilişkin bilgi eksikliği ve bu konuda yeterli, kaliteli bilgiye sahip eleman eksikliği,

– Geleneksel bankacılık sistemi ile İslami kurallara uygun finansman yapılarındaki farklılıklar,

– Yatırımcılar için ürün eksikliği,

– Denetim ve kontrol mekanizmalarındaki yetersizlik.

benzin_pompaToplantının ikinci gününde, İslami Finans ürünlerinin gelişimine yönelik ve aktif kullanımı için atılması gereken hukuki ve kurumsal adımlar üzerine görüşler yoğunlaşmıştır.

Temelde, 3 zaman dilimine ayrılan sektördeki gelişmenin 1. diliminin tamamlandığı ortaya çıkmıştır. Bu etap, İslami kurumların oluşturulması, ürünlerin geliştirilmesi ve ortaya çıkan çelişkilerin belirlendiği etap olarak tanımlanmıştır. Türkiye´nin bu etabı tamamladığı konuşmacılar tarafından belirtilmiştir.

İkinci etap ise İslami Finans sektörünün Batı´ya açılımı ve farklılıkların ele alınacağı bir süreç olarak öngörülmektedir. Ülkemizin 2. etapta olduğu, İngiltere, Almanya ve Japonya gibi ülkelerde başlatılan yasal düzenlemelerle birlikte İslami Finans ürünlerinde önemli bir gelişme olması ve bu sürecin yaklaşık 5-10 yıl sürmesi beklenmektedir. İkinci etabın tamamlanmasından sonra, İslami Finansman´ın 3. etapta daha çok gelişmekte olan ülkelere Ortaklık (Private Equity) ve Risk Sermayesi (Venture Capital) gibi yollarla yaklaşık USD 1,5-3 trilyon tutarındaki bir miktarın sermaye piyasalarına yöneleceği öngörülmektedir.

Türkiye´nin bugünkü konumu itibariyle özellikle altyapı yatırımları, konut finansmanı ve özel sektördeki yatırımların finansmanını, Sukuk ve benzeri İslami yöntemlerle yapabileceği vurgulanmıştır. Bu konuda önemli bir yasal alt yapının gerekmediği de dile getirilmiş olup, bilinen kavramların, örneğin; satış-ve-geri kiralama (sale-and-leaseback) ve aktife dayalı menkul kıymet (securitization) düzenlemelerinin devreye sokulmasının Sukuk uygulaması için pratik bir çözüm olarak yeterli olacağı belirtilmiştir. Sonuç olarak, petrol ve doğalgaz yoluyla Körfez´de oluşan likidite, ülkemizin kalkınmasına ihtiyaç duyulan sermaye için önemli bir kaynaktır. 1974 yılında Türkiye´nin üye olduğu İslam Kalkınma Bankası (IDB) bir çok finansman yönteminin geliştirilmesine (ticaretin finansmanı, proje finansmanı gibi) büyük katkıları olmuştur.

Özellikle, özel sektör IDB´nin çeşitli fonlarından yıllarca faydalanmış olup bugüne kadar herhangi bir önemli hukuki sorun yaşanmamıştır. Düşünülmesi gereken konu, uygun finansal kaynakların nasıl ve hangi yöntemlerle ülkemizin kalkınması için sağlanmasıdır. Konuşmacıların da belirttiği, temelde geleneksel bankacılık sistemindeki ürünler ile İslami Finans ürünleri arasında yapısal olarak önemli farklar bulunmamaktadır, sadece daha iyi açıklanması ve tanıtılması gerekmektedir.

Paylaş :
Bu Makaleye Puan Verin
Yorum Yok

Üzgünüz, yorum formu şu anda kapalıdır.