a
HomeYAZARLARHindistan Günlüğümden İnsan Manzaraları

Hindistan Günlüğümden İnsan Manzaraları

Hindistan Günlüğümden İnsan Manzaraları

“Ganj´a vardığımızda nehrin kenarında yakılan üç cenazeye tanık oluyoruz. Ölen kişinin en büyük oğlu saçlarını sıfıra vurdurduktan sonra cesedi yakmaya geliyor. Bir ölünün vücudunun yanması üç saat kadar sürüyor. En son kaburga kemikleri yanıyor.´´

Otobüs Yolculuğu ve Düğün Alayı

Bugün Nepal-Hindistan sınırını yürüyerek geçtik ve sınıra yaklaşık 200 metre uzaklıkta bir otelde konakladık. Arkadaşlarımla beraber 3 kişiyiz. Yol arkadaşlarımın ikisi de doktor olduğu için içim rahat. Zaten Türkiye´den çıkmadan önce sarılık ve tetanoz gibi gerekli bütün aşıları olup önlemimizi almıştık. Seyahate çıkalı dokuz gün oldu. Şimdiye kadar Nepal´de dolaştık. Her yerde halkla iç içe olmak için onların yediği yerlerde yiyor, onların bindiği otobüslere ya da rikşalara biniyoruz. Rikşalar üç tekerlekli eskiden bizde de olan bir araç tipi. Bazısı motor gücüyle, bazısı da bisiklet gibi insan gücüyle çalışıyor.
Hindistan´ın Nepal´le olan kuzey sınırından iç taraflarına doğru yolumuza otobüsle devam edeceğiz. Sabah 6´da sınırdan bir otobüs kalkacağını biliyoruz. Biz 6´da otobüsteyiz. Hareket etmesi ise saat 8´i buluyor.hindistan1

Şoför o kadar çok korna çalıyor ki, bizim minibüs şoförleri yanında melek gibi kalır. Adam elini 15-20 saniye boyunca hiç kaldırmadan kornanın üzerinde tutuyor. Bu şekilde korna çalmayı dakikada iki kere civarında yaptığı düşünülürse korna çalmadan gittiği zamanın ne kadar az olduğu anlaşılır. Ayrıca bu şekilde korna çalanın sadece bizim şoför olmadığını düşünürsek felaketin sınırları da anlaşılmış olur sanırım. Arkadaşlarımdan biri bunun için hazırlıklı gelmiş, getirdiği kulak tıkaçlarını takmak durumu biraz da olsa hafifletiyor.

Hedefimiz Varanasi şehrine kadar 315 kilometre olan yolu ancak 12 saatte gittiğimizi de göz önüne alınca nelere tıkaçların ne kadar gerekli olduğu düşünüyoruz. Yolculuğun sonunda tuhaf bir şekilde gürültüye bile alışmış olduğumu hissediyorum. İnsan, özel bir varlık her şeye alışabiliyor… Seyahatimizin kurallarından biri lüks otellerde kalmamak, sade ve yerel halkın işlettiği küçük pansiyonları seçmek olduğu için akşam otobüsten indiğimizde Ganj´a yakın bir “guest-house”ta kalıyoruz.

Eşyaları odaya bıraktıktan sonra yol arkadaşlarımdan Erkan odasında dinlenirken Meltem´le ben yiyecek bir şeyler almaya dışarı çıkıyoruz. Sokak bir filmden alınmış grotesk bir sahne gibi tuhaf tiplerden, çöpten ve hayvan pisliğinden geçilmiyor. Kadınlı erkekli insanlar eskilikten lime lime olmuş çarşaflara sarınmış dolaşıyorlar. Havanın karanlık, isli ve puslu olması da ortamı tamamlıyor. Burada fakirlik insanları sert bir şekilde eziyor. Kendimizi sokağın esrarına ve tuhaflığına kaptırmışken bir bandonun gürültülü müziğiyle irkiliyoruz. Biraz sonra çığlıklar, naralar ve dans eden insanlarla sokaktan bir düğün alayı geçiyor ve biraz önceki ürkütücülüğü tamamen yok oluyor.

Dans ederek yürüyen düğün sahiplerinin etrafında başlarının üzerinde silindir şekilli kocaman floresan lambalar taşıyan insanlar var. Düğün sahipleri düğün salonuna kadar ışıkçılarının arasında bu şekilde oynayarak gidiyorlar. Lambaların kordonları onların yanı sıra bir arabanın içinde gelen jeneratöre bağlı. Eğlence böylece etrafındaki sefaleti görmeden içinden akıp gidiyor.

Ganj´da Arınan Hindular

hindistan2Varanasi´de sabah 6´da pansiyondan çıkıp gadlarda (teraslarda) yıkanan insanları görmek için Ganj nehrine koşuyoruz. Zira bir saat bile geç çıkarsak törenler çoktan bitmiş olacak.
Nehre giden sokaklar daracık ve labirent gibi. Etraftakiler kaybolduğumuzu fark ettiklerinde bize yardım etmeye başlıyorlar.
Ganj´a vardığımızda nehrin kenarında yakılan üç cenazeye tanık oluyoruz. Ölen kişinin en büyük oğlu saçlarını sıfıra vurdurduktan sonra cesedi yakmaya geliyor. Bir ölünün vücudunun yanması üç saat kadar sürüyor. En son kaburga kemikleri yanıyor.

Nehir kenarındaki renkli kalabalığı görünce bütün Hindistan Ganj´da yıkanıyormuş gibi geliyor. Yerli bir rehberle anlaşıp nehir kenarında dua eden ve sularında yıkanan insanların arasından geçip bir kayığa biniyoruz. Rehberimiz hem kürekleri çekiyor hem de Ganj´ın, tanrı Vişnu´nun bir aksi, yani bir anlamda kendisi olduğunu anlatıyor. Nehir kenarında bir binayı gösterip şehir kanalizasyonunun oradan filtre edilerek Ganj´a bırakıldığını, Ganj´ın tanrıları Vişnu olduğu için bütün pislikleri ve kötülükleri temizlediğini, insanların kötülüklerden arınmak için burada her sabah yıkandığını ve ne kadar kanalizasyon akıtılırsa akıtsın tanrının her şeyi temizlediğini söylüyor. Hemen ardından bunu bize kanıtlamak için Ganj´dan bir avuç su alıp fal taşı gibi açılmış gözlerimizin önünde içiyor. Bunu kendisinin her sabah yaptığını, bu şekilde tanrının gücü vücudunda dolaştığı için hiç hasta olmadığını söylerken bizi bu sudan içmememiz konusunda uyarmayı da unutmuyor.

Ganj ve etrafında arınmak için yıkanan insanlar gerçekten çok etkileyici bir tablo oluşturuyor.

Tren İstasyonunda

Alışverişte Beden Dilinin Önemi

Japonya hariç Uzak Doğu´da pazarlığın geçerli olmadığı yer yok gibi. Tabi pazarlıkta başarılı olmak için yerel faktörleri de göz önüne almak lazım, yoksa bizim düştüğümüz hataya düşersiniz.
Biz Türkler, hayır demek için başımızı ensemizden hareketle geriye doğru atar ve “hayır”ı kuvvetlendirmek için kaşlarımızı da yukarı doğru kaldırırız. Bu bir yabancıya ne kadar anlaşılmaz geliyorsa bize de Hintliler´in evet demek için başlarını yukarıdan yanlara doğru aşağı kısa ve kesik hareketlerle hareket ettirmeleri o kadar tuhaf geliyor. (Slumdog Millionaire filmini seyredenler bunun farkına varmış olabilir.) Bu hareket insana “hayır” diyorlarmış duygusu veriyor. Tabi bu yüzden girdiğimiz lokantalarda şu yemek var mı diye sorduğumuzda hepsine “hayır” diyorlarmış diye zannedip bir şey ısmarlayamama durumuna, ya da pazarlık yaparken söylediğimiz fiyatı satıcı kabul etmişken “hayır” dediğini sanıp vereceğimiz parayı daha yukarı çıkarmamıza sebep oluyor.

Hindistan´da bir seyyah gibi gezecekseniz zorluklara ve pisliğe kendinizi önceden hazırlamanız gerekir. Turla gidip iyi otellerde konaklayarak orayı görmek de bir seçenek. Yani bir şekilde Hindistan´a gitmeli ve görmeli çünkü her anı şaşırtıcı ve unutulmaz bir ülke burası.

Paylaş :
Bu Makaleye Puan Verin
Yorum Yok

Üzgünüz, yorum formu şu anda kapalıdır.