a
HomeEKONOMİGıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker

Türkiye´nin Tarihsel Marka Alanını Gıda Oluşturuyor

Türkiye, son yıllarda yapılan atılımlarla artık dünyanın önde gelen ülkelerinden biri. Tarım ürünlerinin ekonomiye katkısı her geçen yıl artıyor. Bu gelişmeye paralel olarak da Hükümet, en büyük eksikliklerden biri olan Tarım Kanunu´nu çıkardı.

Sayın Bakanım, uygulanacak yeni gıda güvenliği sistemi hayatımızda neleri değiştirecek?

İlk başta şunu söylemek isterim ki Türkiye Cumhuriyeti 83´üncü yılında bir tarım kanununa kavuştu. Tarım kanununu biz çıkarttık. Türkiye´yi tarım ülkesi olarak tanımlarız ama maalesef biz bu kanunu çıkartana kadar bu ülkenin bir tarım kanunu yoktu. Bu, aslında kendi değerlerimizin çok da farkında olmadığımızın bir yansımasıdır. Çok zengin bir kaynak, çok zengin bir tarih, kültür, birikim ve biz bunu yeteri kadar değerlendirememişiz. Bu kanunla birlikte, Türkiye´de her şey çok daha farklı bir mecrada seyretmeye başlayacak. Bu kanunla Türkiye tarım ve gıda alanında yeni bir döneme girdi. 12 Ocak 2012 günü 102 yönetmelik çıkarttık. Biz, 2010 yılı 13 Haziran tarihinde 5996 sayılı kanunu çıkardık. Bu kanunla bizim hedefimiz, çağdaş bir toplumun, çağdaş bir bireyin sağlık, hijyen ve gıda güvenliği çerçevesinde ihtiyaçlarını gidermeye odaklanmış bir mevzuat. Bizim birinci hedefimiz bu. Türkiye Cumhuriyeti´nin vatandaşları daha sağlıklı, daha hijyenik, daha güvenilir gıdaya ulaşsın. Bunun denetim mekanizmasını kuralım, bunun yasal mevzuatını oluşturalım. Çünkü gıda, tarım sektörünün tüketiciye, kentliye dönük yüzüdür aslında. O nedenle burada sadece üretici değil, herkes bu sektörün bir paydaşıdır. Biz gıdaya böyle baktık. Onun için bu kanun ve düzenlemelerde birinci amacımızı bu şekilde oluşturduk.

AB ile tam üyelik müzakereleri sürecinde gıda faslı hangi aşamada?

Bilindiği üzere Türkiye´nin AB ile tam üyelik müzakereleri sürmektedir. Bazı kesimler bu süreçte Türkiye´nin yaşayabileceği en büyük problemin, gıda konusunda olacağını söylüyor. Ancak bu söylenenler haksızlıktır, doğru değildir. Çünkü gıda kanunuyla, bu mevzuatla aslında Türkiye´nin AB standartlarını çok rahat bir şekilde yakaladığını, yakalayabileceğini ve uygulama kabiliyetine sahip olduğunu göstermiş oluyoruz.
Diğer birçok fasıl, henüz müzakereye açılmamışken, biz gıda faslını müzakereye açtık ve bu kanunla uygulamaya şimdi koyduğumuz 102 yönetmelik, aslında AB´yle uyumun ve entegrasyonun da gıda ve gıda sektörüyle ilişkili olarak daha kolay olacağını, Türkiye´nin bunu yerine getirdiğini göstermesi bakımından çok önemli bir adım attık.

Gıdada yeni bir dönem başladığı gibi Bakanlığınız da yeniden yapılandı. Bu değişimden bahsedebilir misiniz?

Ticari olarak Türkiye´nin marka alanını gıda oluşturuyor. Türkiye kelimesinin yurt dışında gıda ile olduğu kadar başka hiçbir endüstriyel ya da teknoloji ürünüyle anılmıyor. Çıkarılan mevzuatın bu açıdan da çok önemli. 5996 sayılı kanun ile birlikte 102 yönetmelik yayınlandı. Bu süreçte biz bir şey daha yaptık. Tarım ve Köyişleri Bakanlığını, `Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı´ olarak yeniden organize ettik. Değişim ve dönüşümün önemli bir parçası. Köy hizmetleri faaliyetleri yerelleştirildi, valilikler bünyesinde kurulan birimlerle yürütülüyor ve tarım şehirle üretici arasındaki bağı kuran, ikisini birleştiren bir çatı sektör haline getirildi. Ve en azından 27-28 yıldır var olmayan bir Gıda Kontrol Genel Müdürlüğü geliyor. Balıkçılık ve Su Ürünleri, Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü, Hayvancılık Genel Müdürlüğü kuruldu. Daha toprağa atılan tohumdan, çatalınızın ucuna, tabağınıza gelinceye kadar bütün safhaları kontrol ediliyor. Onun için Gıda Kontrol Genel Müdürlüğü dedik. İster bitkisel ürün olsun, ister hayvansal ürün olsun, hangisi olursa olsun, ister işlenmiş gıda ürünü haline gelmiş olsun, ister yarı mamül veya ham madde formunda olsun, bunların her biri üretimde kullanılan bilgiler. Bitki için sebze için kullanılan gübre, bunların hepsi, ürün haline gelinceye, soframıza, tabağımıza gelinceye kadar bütün safhası artık biliniyor. Tüm yönetmelikler böyle bir anlayışla hazırlandı. Bu nedenle, `Gıda alanında Türkiye´de yeni bir dönem başlıyor´ diyoruz. Son derece de kapsamlı, toplumun ihtiyaçlarını, çağdaş, modern bireyin ihtiyaçlarını dikkate alan bir yapı oluşturduk.

Sayın Bakanım yeni dönemde gıda denetim süreci nasıl işleyecek?

Gıda tarım ve hayvancılığı tek çatı altında birleştirdik. Yetkilerin de bazılarını devrettik. İş yeri kapama, ürün toplatma, para cezası gibi müeyyideleri yapmaya artık il müdürlükleri yetkili. Gıdayla ilgili bir denetim esnasında toplum sağlığına aykırı bir durum tespit edildiğinde daha önceleri mutlaka mülki amirinin onayı gerekiyordu. Bu da tabii zaman kaybına yol açıyordu. Artık yeni dönemde böyle bir mecburiyet yok. 13 Ocak tarihinden itibaren denetim yetkisi il müdürlerine devredilmiş oldu. Örneğin İşlemlerini kontrol ve denetim elemanları acil durumlarda, baktı ürün toplum sağlığına aykırı, onu orada derhal ürünü toplatmak ve faaliyetten men gibi bir yetkisi var. Gıdanın standartlara uygunluğu yetkisi de yine bakanlığımıza ait.
Bu çerçevede Bakanlık olarak Risk Değerlendirme Daire Başkanlığını kurduk. Bu başkanlıkta gıdanın alanına giren birçok konuyla ilgili 10 ayrı bilimsel komisyon oluşturduk. Bundan sonra gıda üretim zincirinin her aşamasında muhtemel risklerin halk sağlığı açısından bilimsel olarak değerlendirilerek gerekli tedbirleri alacağız.Taklit Ve Hileli Ürün Üreten Firmalar Kamuoyuna Açıklanacak Yeni kanunun en önemli maddelerinden biri herhangi bir ürünün kaynağına kadar izlenebilecek olması.

Sayın Bakanım izleme güvenliği nasıl işleyecek kısaca bahsedebilir misiniz?

Gıda güvenliği için oluşturulan stratejik plan çerçevesinde 12 ayrı eylem planı hazırladık. Bunlar, et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri, alkollü ve alkolsüz içecekler, takviyeli gıdalar vb. ile ilgili eylem planı hazırlandı. Bir başka husus işletme kaydı ve onayı. Daha önce sadece gıda üretim yerleri kayıt altına alınırken, bundan sonra sadece üretim yapan değil, toplu tüketim ve satış yerleri de kayıt altına alınacak. İzleme güvenliği olacak. Yumurta hangi çiftlikten, hangi ilden geldi bileceğiz.Et ve et ürünleri nerede imal edilmiş, hangi bölge, hangi çiftlikte imal edilmiş, bunu geriye doğru izleyebileceğiz. Ancak, sebze ve meyvede zaman alacak bunun başlaması. Tüketici sağlığının korunması amacıyla taklit ve hileli ürün üreten firmalar artık Bakanlıkça kamuoyuna açıklanacak. Eskiden bu yasa olarak mümkün değildi. Sadece ceza hak edenleri teşhir etmek maksadıyla değil, bir şey daha getireceğiz, toplum sağlığına katkı amacıyla da uygun ürün satan firmalara da ödül vereceğiz. Böylece iyi ve kötüyü birbirinden ayıracağız. Yem fabrikaları ve çiftlikler ürettikleri ve hayvanlara yedirdikleri yemlerin kaydını tutacaklar. Kendisi için de üretiyorsa, başkasına da satacaksa bunların kaydını tutacaklar.

Yeni yönetmelikler havyan hakları ile ilgili de önemli değişiklikler getirdi. Bunlardan kısaca bahsedebilir misiniz?

Bundan sonra hayvanlara kötü muamele yapılamayacak, bu yönetmelikleri hazırlarken gerek çiftlikte, gerek taşınırken, gerek kesilirken eziyet edilmemesini esas aldık. Hayvanlara ayrılan alanın belli standardı olacak. Hayvanlar 8 saatten fazla yolculuk yaptırılmayacak. Belli aralıklarla dinlendirilecek. Hayvan satılan, üretilen yerlerde de hayvan haklarıyla ilgili standartlar geliştirildi. Kuş gribi, çekirge istilası gibi bütün bu tür olabilecek şeylerle ilgili de acil müdahale planlarımızı hazırladık. Çiftlikte üretim yapanlar, mandıra, kesimhane bunların sahipleri ve piyasaya arz edenler, bakkal, market, toptancı, depocu, bunların hepsi ürettiğinden ve sattığından sorumlu olacak.

Sayın Bakanım son olarak bu yeni dönemde birçok kişinin muzdarip olduğu bir konuda çok önemli bir yenilik getirdiğinizi biliyorum. Ürün etiketlerinin yazı boyutu ile ilgili düzenleme hakkında neler söylemek istersiniz?

Vatandaşlarımızın çoğu ürün ambalajlarında içeriklerine yönelik yazıların çok küçük olduğunu ve bunları okuyamadıklarından şikayetçi. Bizde bu şikayetlere kulak verdik. Bundan sonra etiketlerdeki bilgiler en az 12 punto olacak. Yani etiketlerdeki bilgiler okunabilecek.
Tüketiciler tükettikleri gıdanın günlük ihtiyaçlarının ne kadarını karşıladığı bilgisini de etikette bulacaklar. Bu uygulama, obezitenin önlenmesinde rol oynayacak. Bazı alerjenler var. Bu uyarılar da olacak. Bitki sağlığıyla ilgili, özellikle bitki üretim atölyeleri, tohum, fide, fidan gibi pasaportu olmayan tohum bir ilden bir başka ile nakledilemeyecek. Sertifikası olmayan kişinin zirai ilaçlama yapması mümkün olmayacak, yapan 2 milyar ile 5 milyar arasında para cezasına tabi olacak. Yediğimiz içtiğimiz her şeyi, her aşamasıyla ilgili, diğer ürünleri, bunlarla ilgili çağdaş standartları belirlemek ve zincirin her aşamasında denetlemek gerekiyor, biz bu mevzuatı bunun için yaptık.

150 Milyar Dolarlık Tarımsal Üretim Uçuk Bir Hedef Değil Sayın Bakanım 2023 yılı tarımsal üretim hedefinizi 150 milyar dolar olarak belirlediniz. Bu hedefi gerçekleştirmek için nasıl bir politika izleyeceksiniz?

Tarımsal üretiminde hedef olarak belirlediğimiz 150 milyar dolar, imkansız ve uçuk bir hedef değil. Çok değil, 10 yıl öncesine bakacak olursak, 2002 yılında tarımsal GSYİH değeri 23,7 milyar dolardı. Bu rakam şimdi 61,8 milyar dolara yükselmiştir. Başka bir deyişle kısa sürede tarımsal GSYİH değeri üç kat artış göstermiştir. Bu rakamı söylerken ülkemizin gerçeklerini, tarım ve hayvancılıktaki riskleri değerlendiriyoruz. Ancak tarım adına, hayvancılık adına ve gıda sektörü adına yaptığımız çalışmalara güvenerek konuşuyoruz. Bu başarıyı yakalamak için haritasız yola çıkılamayacağını biliyoruz.
Tarımsal desteklerde anlayış değişikliği yapılarak, tarımsal üretime destek sistemi getirildi. Tarım uygulamalarında planlı döneme geçtik. Bu kapsamda Bakanlığımızca öncelikle tarım stratejisi, kırsal kalkınma stratejisi, sektör analizleri, sektörel işbirliği ve ortak akıl toplantıları, 81 il tarım master planları, bölgesel tarım master planları, 2008-2012 Tarım Vizyonu, 2010-2014 Stratejik Planı ve Kırsal Kalkınma Planı hazırlandı. Yine gıda güvenliği ve hayvancılıkta etkin ve çağdaş yöntemlere odaklanıldı. Bu çalışmalara paralel bir dizi alanda rasyonel ve çağdaş üretim modellerini esas alan ancak sosyal boyutu da ihmal etmeyen tarımda “ilkler” diyebileceğimiz projeler hayata geçirildi. “Tarım Kanunu”nun çıkarılması, “Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeli”nin oluşturulması, devlet destekli “Tarım Sigortası” uygulamalarının başlatılması, tarım arazilerinde “Bölünemez Parsel Büyüklüğü”nün belirlenerek tarım arazilerinin miras yoluyla bölünmesinin önüne geçilmesi gibi daha birçok uygulamayla ilk kez tanışıldı. Bu uygulamalar sonucunda 8 yıl gibi kısa sürede tarımsal GSYİH değeri yaklaşık üç katına çıkarıldı. 2023 yılında hedeflenilen 150 milyar dolar tarımsal GSYİH´ya ulaşılması için aynı şekilde hedefler belirledik. 2023 Tarım Vizyonu´nda ve sektör planlarında hedeflerimiz ve faaliyetlerimiz belirlenmiş olup, aynı şekilde çalışmalara devam edilecektir.

Paylaş :
Bu Makaleye Puan Verin
Yorum Yok

Üzgünüz, yorum formu şu anda kapalıdır.