a
HomeEKONOMİDünya ekonomisi enerji ve gıda ekseninde dönüyor

Dünya ekonomisi enerji ve gıda ekseninde dönüyor

Dünya ekonomisi enerji ve gıda ekseninde dönüyor

Durukan Gıda Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Akdoğan ile Türkiye´de bakliyat sektöründe son zamanlarda yaşanan gelişmeler üzerine sohbet ettik…

Ekonomize: Bize Durukan Gıdanın kuruluşundan ve ilkelerinden söz eder misiniz?

Mustafa Akdoğan: Durukan Gıda ve İhtiyaç Maddeleri A.Ş. 1980´li yıllarda Durukan Ltd. olarak kuruldu. O tarihten bu yana sektörde kalite ve hizmet adına en iyiyi yapma gayretindeyiz. Firmamız sektörle beraber kendi kalite çıtasını da yükselterek zamanla sektörde hak ettiği konumu aldı.

Bugün Ankara Saray´daki 35.000 m2 kapalı alanlı tesislerinde tamamı aldığı belgelerin normlarına uygun 150.000 ton yıllık üretim kapasitesi bulunan firmamız yeni yatırımlar yapma çalışmalarını sürdürmektedir. Bu bağlamla firmamız eski Ankara-İstanbul yolu üzeri Saray mevkiinde 27 dönüm arazi üzerine 35.000 metrekare yeni bir tesis inşaatını 2007 yılı temmuz sonunda tamamlamış ve bu tesiste faaliyete başlamıştır. Bu tesis paketli bakliyat sektörünün en büyük tesislerinden biri olarak gurur kaynağımız olmuştur.

Firmamızın kaliteye olan duyarlılığı ambalajdan ürüne, çalışandan pazarlama mantığına kadar her kademesinde müşteri memnuniyeti doğrultusunda hareket etmesini sağlamıştır. Bu ilke markamız olan Yayla bakliyatı her geçen gün daha da başarılı kılmıştır. Pazarlamada 4M kuralı(malı markete değil marketin müşterisine beğendirme) çerçevesinde hareket eden firmamız Türkiye´nin her noktasına tüm ürünlerini 2 işgünü içerisinde ulaştırma imkânına sahip ender firmalardan biri olmuştur. Yine pazarlamadaki ilkesi her zaman farklı olmak olan firmamız marka yatırımı adına çeşitli reklam ve tanıtım faaliyetlerinde bulunmaktadır. Bayilik ağı ile altyapı tamamlaması yapan firmamız yakın bir gelecekte ulusal anlamda reklama girme çalışmaları yürütmektedir. Türkiye´de sektöründe bir ilki daha gerçekleştiren firmamız her şeyiyle faal olan yürüyen mutfak şeklinde tadım araçları yaparak bunları ürünlerinin bulunduğu her ile göndermek kaydıyla tadım ve promosyon çalışmaları yapmaktadır.

Ekonomize: Bize firmanızı tanıtabilir misiniz?

Mustafa Akdoğan: İsminin bulunduğu her kademede kalite arayan ve uygulayan firmamız Gıda kodeksi, TSE belgeleri gibi sektörde bulunan firmaların alması gereken belgeleri almaya hak kazanmıştır. Bu olması gereken belgelerin dışında sektöre bakışı hassas olan firma ISO 9000 Kalite Yönetim Sistemi ve ISO 22000 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi belgelerini alarak ülkemizin girmeye çalıştığı Avrupa birliğinin Gıda Üretim Normlarına uygun üretim yapma seviyesini yakaladığını belgelerle tescil ettirmiştir.

Yurtdışı pazarında da faaliyetlerini sürdüren firmamız bu pazar için ayrı bir ekip kurarak faaliyetlerini devam ettirmiş ve yurt içi pazarında ise 65 ilde bayilik ağı kurmuş ve 80 vilayette Migros, Tansaş, Real, Şok, Kipa, Makromarket, Carrefour öncü olmak üzere 20.000 den fazla noktada ürün satarak ayrı bir bakış ve pazarlama mantığı çerçevesinde hareket etmiştir.

Çağdaş, kalkınmakta olan ve ihracat yapan bir Türkiye için üzerine düşeni en layıkıyla yapmaya çalışan Durukan Gıda Sanayi ve Nakliyat A.Ş. standardı ve kalitesi yüksek ürünleri sağlığa uygun ortamlarda üreterek müşteri odaklı bir satış ve pazarlama anlayışıyla yurt içi ve yurt dışı pazara sunmaya; YAYLA markası ile sektör ve Türkiye´nin Dünyadaki yüz akı ve markası olma yolunda çalışmalarına devam etmektedir.

Ekonomize: Son günlerde meydana gelen bakliyat fiyatlarındaki fiyat artışının gerçek sebebi sizce nedir?

Mustafa Akdoğan: Uzun süredir global bir sıkıntıdan bahsediyor ve bu sıkıntılı süreci beraberce yaşıyoruz. Dünya ekonomisi enerji ve gıda ekseninde dönmekte… Çok hassas dengelerin üzerinde hareket eden bir piyasa var bu nedenle küresel iklim dengesizlikleri tarım sürecini doğrudan etkilemekte, petrol fiyatlarının artması ise alternatif enerji üretim yollarını düşündürmektedir. Geçtiğimiz yıl dünya gıda ürünlerinden ciddi bir oran enerji sektöründe öngörülen açığı kapatmak için enerji üretimine kaymış, küresel iklim dengesizlikleri belirli gıda ürünlerinde söz sahibi ülkelerin rekoltelerinde hedef sapmalarına neden olmuş, arz talep dengesi bozulduğundan ithal yoluyla tarım politikasını dengeleyen ülkemizde fiyat artışları normal olarak gerçekleşmiştir.

Ekonomize: Bu süreç içerisinde fiyat artışıyla birlikte düşen alım gücü sizi nasıl etkiledi? Bu dönemde siz nasıl bir strateji izlediniz?

Mustafa Akdoğan: Ülkemizde çok büyük bir kesim asgari ücretle çalışmakta bunun yanında da ciddi bir işsiz kitlesi bulunmaktadır. Dünya ekonomisindeki genel sıkıntı ülkemizi etkilemiş, piyasalar, küresel ekonomik sıkıntılar, tarım politikaları, arz talep dengeleri ve siyasi istikrarın bu günlerde tam olarak oturmadığı ortamda harcama dengeleri değişmiştir. Türk insanı gerektiğinde ciddi tepkiler veren bir kitle olduğundan sektörel sıkıntıları anında algılamış, tüketim harcamalarını kısmıştır. Bu da hem perakende hem üretici hem de distribütör bazında bir durgunluğa sebep olmuştur. Piyasamızda en büyük sorunlardan biri Türk toplumunun bir alışkanlığı olan açık diye tabir ettiğimiz çuvallı ürünlerdir. Piyasaya paket bakliyat ucuzdur mantığını yerleştirmeye çalışırken, paket bakliyat piyasasını genişletmeye çalışırken bu tipteki dalgalanmaların paket bakliyat piyasasını etkilememesi düşünülemez. Bu piyasa ortamında ürünlerimizin maliyetleri doğrultusunda satış ve pazarlama politikası yürütmeye devam ediyoruz. Biz ülkemizden ve sistemden umutluyuz. Geçici bir sıkıntılı süreçten geçiyoruz. Her şeyin güzel olacağı kanaatindeyim.

Ekonomize: Çeşitli kuruluş ve firmaların bazı açıklamaları oldu. Bu açıklamaları siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Mustafa Akdoğan: Biz sektörlerin örgütlenmesinden yanayız. Güçlü bir kitle ses getirir. Maalesef ama maalesef biz pirinç ve bakliyat üretici ve paketleyicileri bu süreci bir sinerjiye dönüştüremedik. Sektörümüzle ilgili çatı örgütleri varken savunma veya sıkıntıları dile getirmek için ferdi açıklamalar yaptık. Gemi aynı ve tek. Ürünün tüketiciye akışında tüm aktörlerin farklı rolleri varken ve bunların tümü tek gemi iken tersine veya diğerlerinden farklı periyotla kürek çekmek ekibi ve gemiyi yorar. Nitekim sıkıntıyı hep beraber yaşadık. Hak etmediğimiz itham ve yakıştırmalarla karşılaştık. Sonuç olarak sektör ve aktörler buradan ders alarak daha güzel ve etkin çalışmalara imza atmalılar ve ben bunun bundan sonra böyle olacağına inanıyorum.

Ekonomize: Sizce Türkiye´de bakliyat üretiminde sıkıntı var mı? Varsa bunda küresel ısınmanın etkisi oldu mu?

Mustafa Akdoğan: Türkiye´de bakliyat üretiminde sıkıntı var mı derseniz bunun cevabı kesinle evet olur. Bir iki ürün hariç kendimize yetemiyoruz. Bu böyle miydi tabii ki hayır. Gerekli düzenlemeler ve alınacak tedbirlerle bu işin üstesinden gelinebilir. Dünya ekonomisi gıda ve enerji üzerinde dönüyor demiştim, gıda ve enerji merkezli bu sisteme küresel aktörlerin ve güç odaklarının müdahale etmeyeceğini düşünmek yanlış olur. Ülkemiz tarımsal alan ve iklim şartları olarak en güzel coğrafyada bulunuyor. Biz ülke olarak dünyada yükselen trend tarımı gözden geçirmeliyiz. Bunun için tarım alanlarının artırılması, organize ve örgütlü tarım, güncel teknoloji ve altyapıyla, eğitimli üretim gücü gibi konulara gereken önemi vermeliyiz. Firma olarak yapılan bu ciddi çalışmaları biliyor ve bu çalışmaları YAYLA olarak destekliyoruz. Türkiye´nin üretimden önce kişi başı pirinç ve bakliyat tüketimini artıracak, yeni jenerasyona tarım ürünlerini sevdirecek çalışmalar yapması gerekli. Ülkemizin altyapı olarak büyük üretim sıkıntısı yok, küresel ısınmanınsa biz dahil tüm dünya üreticilerine etkisi muhakkak.

Ekonomize: Yaşanan kriz ile ilgili yönetimin tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Mustafa Akdoğan: Ben şahsi olarak hükümete iyimser bakmaktayım. Genç yaşımda hayata ümitle bakabiliyorum, umut her şey; umut yoksa hiçbir şey yok. Bazı konularda eleştiriyor olsam da tüccar mantığıyla çalışan hükümetin şirketleri, ülkeyi ayağa kaldırmak için iyi çalışmalar yaptığına inanıyorum. Toleranslı olmak gerek istenilen ve beklenilenler küçük şeyler değil bu nedenle birden olmuyor ve olmasını beklemekte hatadır. Bir sürü etken var, bu şartları ülkemiz ve hükümetlerinin daha iyi politikalarla iyileştireceğini ve tarım politikamızı düze çıkaracağına inanıyorum. Dünyada global tarım ürünleri sıkıntısı varken bu durumu ülkemiz lehine çevirecek kadro ve anlayışa sahip bir hükümet, üretici, tüketici, tedarikçi dayanışmasını doğru buluyorum.

Ekonomize: Artan benzin fiyatlarından sonra, bio yakıta yönelmenin bu krize olan etkileri nelerdir?

Mustafa Akdoğan: İlk sorunuzda bahsettiğim gibi elbette dünyada gelecekte küresel güçlerin iştigal konusu ve ticari faaliyet alanı gıda ve enerji olacak. Katma değeri yüksek ürünler satmak ticari öncelikse elbette bio enerji üretimi bizim sektörümüzü ve süreci etkilemiştir kaldı ki Birleşmiş Milletler dünyada gıda sıkıntısını önlemek amacıyla beş yıl süreyle bio enerji üretimine ara verilmesini talep etmiştir. Bu talep enerjinin gelecekte gıda üzerinde daha da etkin bir baskı faktörü olacağını gösteriyor.

mustafa_akdogan2Ekonomize: Eklemek istedikleriniz neler?

mustafa_akdogan2Mustafa Akdoğan: Sonuçta ekonomik ve stratejik dengelerin pamuk ipliğine bağlı olduğu bu coğrafyada güzel ülkemizi eleştirmemiz değil çözüm üretmemiz gerekli. Bu ülke için, bu insanlar için, gelecek nesillerimiz için ne yapıyoruz ne yapabiliyoruz bunlara bakmak gerekli. Yapıcı eleştiri yapıp bunları hayata geçirebiliyor muyuz bunlara bakmak gerekli. Tarım, sanayi, hizmet sektörlerinde söz sahibi olmak istiyorsak üretim ve kalitede taviz vermemeliyiz. Üründe kalite, hizmette kalite, üretimde kalite bilinçli nesillerle olacaktır. Dünden bu güne bakarsak mesafe aldığımız görürüz. Kendi sektörümüz açısından dünya ortalamasına göre çok gerilerde olan ürün tüketimlerini daha da artırmak, buna paralel tarım alanlarının artırılması, tarımsal üretim maliyetlerinin düşürülmesi adına çalışmalar yapmamız gerekli. Ürünlerin ve üreticilerin değerli olduğu, katma değer yarattığı bir ortam için önce sektörel çatı örgütlerin organize olması, güçlü olması, hükümet ve uluslararası alanda söz sahibi konuma gelmesi gerekli. Bunun için gerek perakendecilere, gerek bizlere, gerek tedarikçilere çok büyük görevler düşmektedir. Medyada gelecek nesillerin sağlıklı olması adına hangi ürünlerin insan sağlığında ne denli etkili olduğuna dair haberler yapılmalı, çatı örgütleri bu çalışmaların zeminini hazırlamalı. Yarınlarda güçlü firmalar, güçlü sektörler, güçlü ülkenin fertleri olmak istiyorsak önce bireysel anlayışları bırakıp genel düşünmemiz gerekir. Ben şahsen bu güzel ülkenin bu kadar sıkıntı ve baskıya rağmen geldiği yoldan kat be kat fazlasına gideceğine inanıyorum. Hedefimiz tek olmalı. Çelme takmak değil, yol açmak için; düşene tekme vurmak için değil, elinden tutup ayağa kaldırmak için, hizmette, üründe, üretimde kalite için, sağlıklı ürünler ve sağlıklı gelecekler için çalışmalıyız. Herkes üzerine düşeni yapmalı en azından yaptığı işin en iyisini yapıp konusunda vicdanen rahat olmalı. Türkiye´de pirinç ve bakliyat sektöründe organize çalışmalara destek verilmeli. Her şey kayıt altına alınmalı ve kayıt dışı ekonominin önüne geçilmeli. Merdiven altı aktörler sektöre organize aktör olarak kazandırılmalı ya da sektörden çıkarılmalı. Biz YAYLA olarak her zaman önceliğimizi sektörü büyütmeye, kalite ve hizmet çıtasına yükseltmeye verdik. Emeksiz ekmek olmuyor. Bina yapıyoruz, herkesin en güzel taşı en güzel yere koyması gerekiyor. Bu anlayışta kazanan sektör, kazanan insanlarımız, kazanan Türkiye olacaktır.

Paylaş :
Bu Makaleye Puan Verin
Yorum Yok

Üzgünüz, yorum formu şu anda kapalıdır.