a
HomeSÖYLEŞİLERBen kazandım sen koru

Ben kazandım sen koru

Ben kazandım sen koru

21. yüzyılın en büyük sorunlarından birisi güvenlik sorunu. Bu sorunu aşabilmek adına ülkenin milyonlarca kolluk kuvveti personeli olması lazım ki herkesi korusun. Böyle bir şey olamayacağı için hem istihdam adına hem de bu işi kurumsallaştırmak adına Özel Güvenlik sektörü ortaya çıktı.

Ancak; her sektörde olduğu gibi iş yapabilirliği, yeterliliği olmayan firmalar özel güvenlik sektöründe de var. Bu sektörde böyle firmaların olması ciddi bir toplumsal tehlike teşkil ediyor.

Ekonomize ekibi olarak, Gimat Gıda Toptancıları Sitesi´ni, Dikmen Vadisi Konutları, alışveriş merkezleri gibi büyük güvenlik projelerinde aktif olarak gördüğümüz ve daha bu zamana kadar hiçbir sözleşmesi feshedilmemiş olan Muba Güvenlik ile görüşerek sektörü merceğimiz altına aldık.

Güvenlik, sigorta, inşaat gibi ticaretin çeşitli lokomotif kesimleriyle iştigal eden ama daha çok güvenlik alanında bulunmayı tercih eden Muba Güvenlik Kurucu Müdürü Mustafa Arslan ile söyleşi gerçekleştirdik:

Türkiye´de “Özel Güvenlik” nasıl başladı?

Özel güvenlik sektörü Türkiye´de boşluktan doğmuş bir sektör. Özel Güvenlik, ülkede “polis işini yapsın, ülkenin kolluk kuvvetleri kimsenin şahsi malını korumakla, onları güvenceye almakla ve onlara bekçilik etmekle sorumlu değil. Herkes kendi güvenliğini alsın, toplumsal işlerde polis ya da jandarma görev yapsın” zihniyetinin gelişmesiyle, herhangi bir yasaya bağlı olmaksızın başladı. İç İşleri Bakanlığı´nın genelgeleri vardı sadece; ta ki yasalaşmasının gerekliliği ortaya çıkana kadar. 2004 yılında çıkan yasayla birlikte hem şirketler yasallaştı hem personeller yasallaştı.

İhtiyaçları karşılayabilir, yeterli bir yasa mı bu?

Hayır, kesinlikle bu yasa yeterli değil. Çok açıkları ve eksikleri olan bir yasa. Bir kere özel sektör temsilcilerinin komisyonlarda yer aldığına inanmıyorum. Üstelik yasayı uygulayabilmek için önce bu yasanın denetçilerini eğitmek lazım. Mesela acil güvenlik istemiyle bize müracaat edenlerde çok ciddi ve sıkı kurallar olduğu için bir anda izin alabilmek, müracaatını tamamlayıp hemen işe başlayabilmek mümkün gibi görünmüyor.

Örnekler misiniz?

Sözgelimi büyük bir ticaret için dışarıdan resmi bir heyet geliyor. Bu heyet burada görüşmeler yapacak ve ülkede de yatırım yapacak. Hemen o gün arıyorlar bizi “gelin koruyun heyeti” diye. Ama bizim ikinci gün gidip oraya güvenlik yapma şansımız yok; çünkü 1 günde izin prosedürünü aşmamız mümkün değil. Bu ve buna benzer birçok eksiklikler var. Bu çok ciddi bir şey, Türkiye yatırım ve istihdam kaybediyor.

Sıkıntıları biraz daha detaylandırır mısınız?

Sektörün hem teknik hem ticari zorlukları var. Biz her şeyden önce istihdam sektörüyüz. Hizmet sektörü istihdam sektörüdür. Üstelik ülkede özel güvenlikçilerin sayısı polis sayısıyla hemen hemen eşit.

İstihdam sektöründe gider yazılabilecek pek fazla kalem de yok. Sürekli karda görünüyoruz. Maliyetlerimiz çok fazla. Sigorta ve vergi de bizim gibi insan çalıştıran firmaların belini iyice büküyor. Ben ve benim gibi insan çalıştıran kişilerin desteklenmesi lazımken, cezalandırılır gibi muamele görüyoruz.

Portföyünüzde kimler var?

Bizim hizmet yelpazemizde nerdeyse ülkede var olan her kurum var. Sanayi kuruluşlarından yat limanlarına, site konut güvenliklerinden toptancı gıda sektörüne, otomotiv sektörüne kadar hemen hemen her alanda iş yapıyoruz biz. Tabi her iş yapılan yerin kendine özgü ayrı ayrı da bir zorluğu var.

Personel seçerken neye dikkat ediyorsunuz?

Biz personellerimizi sadece kurslarda aldıkları eğitimle işe almıyoruz. Bize mutlak bir referans ile gelmesi lazım ve işyeri eğitimini de tamamlaması lazım ki işe başlatalım. Dolayısıyla bizim bir personele verdiğimiz emek ve para bazen o personelden kazandığımızı geçiyor. Hizmet sektörünün zorluğu da bu.

Yüzlerce çalışanınız var ama yine de hepsiyle özel bir iletişim kurmuş gibi duruyorsunuz?

Biz firma olarak personeli sürekli canlı tutarız. Sürekli eğitimlerini yenileriz. Tespitiniz de yerinde aslında; birçok firmada çalışan güvenlik personeli patronunu tanımazken ben hangi projede hangi personelin çalıştığını bilirim ve personelim de beni tanır.

Ankara´nın hatta Türkiye´nin ilk özel güvenlik firmalarından birisiniz. Hedefleriniz neler?

Biz çok profesyonel olmayalım istiyoruz. Kurumsal olalım, profesyonel zihniyeti mutlaka taşıyalım ama mutlaka da amatör bir ruhla çalışalım istiyoruz.

Neden ki?

Profesyonellik; yazılı kuralları olan ve o yazılı kurallara göre hareket tarzı belirlenmiş bir sistemdir. Güvenlik görevlisi dikte edilen kuralların dışına çıkmazsa zaman zaman cereyan eden olaylara müdahale etme şansını kaybeder.

“Polis işini yapsın, şahsi güvenliği herkes kendi sağlasın” yargısı benim içimde tam oturmuyor. Bir sosyal devletin vatandaşını korumak asli görevi değil midir?

Devletin vatandaşını koruma zorunluluğu var zaten; ama devletin mesela benim sizinle yaptığım ticarette karşılıklı menfaatimiz varken polisini müşkül hale düşürmesi gibi bir zorunluluğu yok. Bir organizasyon firması düşünün Türkiye´nin popüler sanatçılarından birisinin konserini düzenliyor. Sanatçının popülerliği artıp para kazanacak, organizasyon firması para kazanacak, polis ne yapacak orada? Sabahtan akşama kadar çalışmış olan polisimiz gelip bir de belki yemek bile yemeden orda görev yaparsa bu son derece yanlış olur. Bu ve bunun gibi yerlerde polis olmasın ki bu polisi rahatlatıp asli görevine döndürecek bir şey de aynı zamanda.

Sektörünüzde tartışmasız başı çeken firmalardan biri olmanıza karşın Kamu İhale Kurumu´nun ihalelerinde size neden rastlamıyoruz?

Kamu Özel Güvenlik ihalelerinde en büyük sıkıntı; kıstasın en düşük fiyatı verene iş vermek olması. En düşük fiyat da maliyet fiyatı. Bu yüzden KİK´in işlerinde tamamen işin hamallığı yerine getirilir, para kazanılamaz. Bu seneye kadar hiçbir kamu ihalesine girmeme sebebim buydu. Ben dışarıdaki işlerimi zaten hakkıyla yürütüyorum. Hiçbir zaman hiçbir kurum tarafından sözleşmesi feshedilmiş bir firma değilim.

Sektörünüzde en acil yapılması gereken ne sizce?

Yasal düzenlemelerin tamamlanması lazım. Önümüzdeki dönemde güvenlik sektörü, ülkenin en büyük sektörlerinden bir tanesi olacak. Çünkü ekonomiye ve dünyanın genel şartlarına bakarak ilerleyen yıllarda dünyanın en büyük sorununun güvenlik sorunu olduğu çok aşikâr bir şey. Bir günde 2 bin küsür soygunun olduğu bir şehirde yaşıyoruz. 1 günde 2 bin 6 yüz tane hırsızlık olduğunun rapor edildiğini gördüğümüz oldu.

Kısa vadede yapmayı planladıklarınız arasında neler var?

Yasanın revize edilip, güvenliğin biraz daha yetkilerinin artırılıp, bu ülkede daha kurumsal bir sektör haline getirilmesinde bir katkımız olsun diye çabamız var.

İşin diğer tarafı tamamen ticaridir. Artan sayıya göre şekil, şemal değişir ama asla ve asla hizmet kalitemiz değişmez. Bizim övünç kaynağımız bu zaten. Başladığımız işi başarısızlıkla bitirmemekle övünen bir firmayız.

Evet, biz de sektörde hiç sözleşmesi feshedilmemiş bir firma olduğunuz için “Özel Güvenlik Sektörü” söyleşimizi özellikle sizinle yapmak istedik. Bunun mutlaka sihirli bir formülü olmalı?

Çok iş yapıp da verdiğimiz hizmetin kalitesini düşürmeyi asla istemem. Bunu kesinlikle tercih etmem. Büyüklüğünüz çalıştırdığınız personel sayısı ile alakalı değildir, verdiğiniz hizmetin sürekliliği ile alakalıdır. Şahsen denetleyemeyeceğim bir yeri birilerinin denetliyor olması beni çok tatmin etmez. Mutlak manada herkes yapabileceği, üstünde hâkimiyet kurabileceği işi yapmalı. Kaliteyi düşürmemek adına esneklik göstermeyi düşünmüyorum. Az olsun, benim olsun. Sihirli formül dediğiniz ilkem de bu aslında.

Röportaj : İrem Nurgül DURMUŞ

 

Paylaş :
Bu Makaleye Puan Verin
Yorum Yok

Üzgünüz, yorum formu şu anda kapalıdır.